Absürd tiyatro, İkinci Dünya
Savaşı'nı yaşayan insanlığın içine düştüğü " saçmalık"ların, boşuna
çabaların, boşuna bekleyişlerin acısından kaynaklanan bir umutsuzluk
havası içinde oluştu. Ama yaşamın saçmalıklarını sergileyişiyle ,
umutsuzluğun "dehşetini" gösterişiyle "yeni bir umut kaynağı" diye de
değerlendirilebilir. Savaştan sonra bir umutsuzluk dönemi
yaşanmaktadır. İnsan düşüncesi anlayamadığı güçler karşısında felce
uğramıştır. Milyonlarca insanın ölmesi, kitle kıyımları, atomun
parçalanması, kentlerin yakılıp yıkılması dehşet uyandırmaktadır. Korku
ve güvensizlik gibi, nedeni az çok bilinen duygular yerini nedensiz bir
endişeye, bunalıma, boşunalık duygusuna bırakmıştır. Daha iyi bir dünya
ülküsünün yerini onarılmaz bir biçimde parçalanmışlığın kabul edilmesi
almıştır. Absürd tiyatro yazarları ikinci dünya savaşını yaşamış
olanların ruhsal durumunu dile getirirler.
Ayrıca
savaş olgusunun yanında XX.yüzyılda iyice belirmeye başlayan endüstri
çağının etkisi de yazarlar üzerinde etkili olmuştur. Bu döneme değin
köye, kasabaya, kente dağılmış olan küçük büyük topluluklar, dinsel
inançların, gelenek ve törelerin, alışkanlıkların, sınırladığı bir
dünyada yaşıyorlardı. Çeşitli çevrelerden gelen bu insanlar şimdi
endüstri merkezlerinde toplanıyor, korkunç bir gücün taşıyıcısı olan
kitlenin içinde yeni bir yaşam düzeni kurmak ve ona ayak uydurmak
zorunda kalıyorlardı. Eskiden bu insanlar arasındaki uyumsuzluklar
dinsel inançlarla bir dereceye kadar örtülebiliyordu. Şimdi yüzyıllar
süresince geçerli olan değer yargılarının kırıldığı, inançların
içeriğini yitirdiği materyalist bir dünyada buluyorlardı kendilerini.
İnsanlar birbirlerine yabancılaşmaya başlıyor, anlaşma araçları
gittikçe kısıtlanıyor, birbirinin dilini bile anlayamaz hale
geliyorlardı. Yeni bir insan türü çıkıyordu ortaya: Toprağından,
yaşadığı çevreden, doğal bağlantılarından koparılarak yapay bir ortam
içine itilmiş olan ve kitle içinde tek başına kalan yalnız insan absürd
tiyatroyu besleyen damarlar olmuştur.
Burjuva
kapitalist dünyanın neden olduğu bu yozlaşmaya ve yalnızlığa karşı
burjuva dünyasının alışılageldik beylik değerlerine dayalı yaşam
tarzını mutlak olumsuzlayıcı bir tepki ortaya koyarlar absürd yazarlar.
Absürd oyunlarda rastlanan genel özellikleri maddeleştirecek olursak şu özellikleri sıralayabiliriz:
- İletişimsizlik
- Yabancılaşma
- İnsansızlaşma
- Gerçeğin yerinden oynatılması
- Gerçeği parçalamak, ona ayna değil de prizma tutmak.
- Karşı-tiyatro, karşı-oyun, karşı-kahraman
- Sahnenin somut görüntü dili
- Grotesk ve kara güldürü
- Sanatlı uyumsuzluk.
-
Absürd Tiyatro, bütün kalıplara karşı çıkar, alışılmış ve yaşanmakta
olan düzeni yerer, mantık sınırlarını tanımaz. Geleneksel tiyatro
anlayış ve kurallarını tanımaz. Absürd Tiyatro anlayışına göre her şeyi
belli bir sıralama ve düzen içinde anlatmaya, canlandırmaya gerek
yoktur. Tiyatro ses ve hareket düzeninden ibarettir. Olaylar arasında
bağ kurmak gereksizdir. Birbirleriyle ilgisiz olayları çarpıcı olarak
vermek yeterlidir. Absürd Tiyatroda ele alınan olay, olgu ya da kişi ne
olursa olsun alay konusudur. "Sahne, perde düzeni, giriş-çıkışlar;
serim, düğüm, çözüm bölümleri umursanmaz. Eser bilmeceler, semboller ve
saçma denilecek tasarılarla doludur. Önemli olan, bir sevinç veya
kaygının sebeplerini belirtmek değil, sadece o sevinç ve tasanın
biçimini, oluşunu göstermektir." (Türk Edebiyatı - Ahmet Kabaklı, s.
462)
-
Absürd Tiyatroda öne sürülen tez veya verilmek istenen mesaj asla açıklanmaz, onu herkes istediği gibi anlar ve yorumlar.
-
Haksız kadar haklı, kötü kadar iyi, zalim kadar mazlum da çoğu kez aynı ölçüde gülünç edilir.
-
Absürd Tiyatroda kahraman, antikahramandır. Suçlu, zavallı, bilgisiz, eylemsiz ve zayıftır.
-
Absürd
Tiyatroda amaç; seyirciyi "düşündürmek, tedirgin etmek, onun suratına,
iç çirkinliklerini gösteren bir ayna tutmak"tır.
-
Absürd
tiyatro eski, hatta arkaik geleneklere dönüştür. Yeniliği, öncellerinin
karmaşık bileşiminde yatar ve incelenecek olurlarsa, hazırlıksız
izleyiciyi tabuları yıkan ve anlaşılmaz bir yenilik olarak etkileyen
şeyin, yalnızca çok az farklılık gösteren bağlamlarda tanıdık gelen ve
kabul edilebilir uygulamaların genişletilmesi,yeniden değerlendirilmesi
ve geliştirilmesi olduğu görülecektir.
Koltuğunda
oturan seyirci, yalnızca doğalcı ve öykücü tiyatrodan hazır
beklentileri nedeniyle Ionesco'nun Kel Şarkıcı'sı gibi bir oyunu
şaşırtıcı ve anlaşılmaz bulacaktır. Aynı seyirciyi bir müzikhole
oturtun, komedyenin ve yardımcısının bir izlek ve öyküden yoksun,eşit
ölçüde saçma gevezeliklerini ses çıkarmadan kabulleneceklerdir. Oysa
çocuklarını Alice Harikalar Diyarında'nın her yerde yapılan
gösterilerinden birine götürdüğünde orada da geleneksel Absürd
Tiyatronun saygın örneğini, son derece keyifli ve anlaşılabilir bir
biçimde bulacaktır. Bunun tek nedeni ise; alışkanlık ve kökleşmiş
geleneğin halkın gerçek tiyatrodan beklentisini iyice daraltmış
olmasıdır ve böylece tiyatronun alanını genişletme çabaları, kesin
çizgilerle belirlenmiş bir eğlenceyi izlemeye gelen ve azıcık farklı
bir yaklaşımın üzerlerinde etki bırakmasına izin verecek açıklıkta bir
düşünceden yoksun olanların öfkeli tepkileriyle karşılaşır.
-
Absürd tiyatronun yeni ve herbiri değişik bileşimlerle -ve kuşkusuz
çağdaş sorunların ve düşüncelerin anlatımı olarak sergilediği eski
gelenekler belki de şu başlıklarda toplanabilir:
-
"Yalın
"tiyatro; yani sirk ve revülerde, akrobat,boğa güreşçisi ya da mim
sanatçılarının çalışmalarında görülen biçimiyle soyut göze yönelik
görüntüler.
-
Soytarılık,maskaralık ve çılgın sahneler.
-
Sözel saçmalık.
-
Çoğu kez güçlü bir alegorik parça taşıyan düş ve düşlem yazını.
Bu
başlıklar çoğu kez birbirine geçer; soytarılık soyut görüntülere olduğu
gibi sözel saçmalığa da dayanır ve trionfi(zafer)alayları ve geçit
törenleri gibi,böyle izleksiz ve soyut gösteriler çoğu kez alegorik bir
anlamla yüklüdür.
Absürd
tiyatrodaki "yalın"unsur onun yazın karşıtı tutumunun, anlamın derin
düzeylerde aktarılması için bir araç olarak dilden uzaklaşmasının
görüntüsüdür. Genet'nin ayinsel ve yalın , biçimsel eylemi
kullanışında; Ionesco'nun nesnelerin çoğalmasında; Godot'yu beklerken
de şapkalarla müzikhol araştırmalarında ;Adamov'un ilk oyunlarında
kişilerin tutumlarının dışavurumlarında; Tardieu'nun yalnızca devinim
ve sesten bir tiyatro oluşturma
Alıntıdır