EBRU TARİHİ
Ebru sanatının ilk kez ne zaman ve nerede yapıldığı tam olarak
bilinememektedir. Ancak İran kaynaklarına göre ebrunun bulunuşu
Hindistan'a gidip yerleşen İranlılara bağlamakta (1524-1576). Türkler
ve batılılara göre ise minyatür sanatının ilk önce Türkistan'da ortaya
çıktığını ileri sürmektedirler.Tarihi ve kimin tarafından yapıldığı
belli olmayan bazı eserler vardır.Bugün kayıtlardaki en eski ebru 1595
yılına aittir. Şebek Mehmed Efendi imzasını taşır. Ancak, bir sanatın
gelişmesi ve kabul görmesi için yüzlerce yıl geçmesi gerektiğini ve
kayıtlarda da detaylı bir arama yapılmadığını düşünürsek bu sanatın çok
daha eskilere dayanan bir geçmişi olduğunu kabul etmemiz gerekir.
Ayrıca, ebru kelimesinin Farsçadaki EBRİ kökünden geldiğini iddia
edenler olsa da, bu kelimenin kullanılmasından yıllar öncesinde,
Türkistan'da EBRE kelimesinin çok yakın anlamda kullanıldığı
bilinmektedir. Yani kelimenin Farsçaya zamanın Türkçesinden geçmiş olma
olasılığı yüksektir. Osmanlı'nın son devirlerinde yaşamış olan
Üsküdarlı Şeyh Sadık Efendi, Ebru Sanatı'nın inceliklerini öğrenmek
için Buhara'ya gitmiştir. Bu da, Ebru Sanatı'nın Orta Asya kökenli
olduğuna dair güçlü bir kanıttır.Ebru Sanatı'nın günümüze ulaşmasında,
Üsküdarlı Şeyh Sadık'ın büyük payı vardır. Onun devamında, Hezarfen
Edhem Efendi, Necmeddin Okyay ve Mustafa Düzgünman, bir yandan
sanattaki geleneği korumuş, aynı zamanda da ebru çeşitlerini tanzim
ederek Ebru'yu güçlü bir sanat haline getirmişlerdir. Ebru Sanatı ile
ilgili yazılmış ilk eser, Tertib-i Risale-i Ebri adını taşır ve 1608
tarihlidir. Basitçe ebru yapımından ve ebru sanatçılığından
bahseder.Osmanlı'da ise Şebek Mehmed Efendi'den sonraki en önemli Ebru
Sanatçısı, Hatip Ebrusu'na da adını veren İstanbullu Hatip Mehmed
Efendi'dir.Aynı zamanda hattat olan sanatçı, Ayasofya Camii'nde
hatiplik yapmış ve 1773 yılında vefat etmiştir.

Ebru sanatı fırçaları
EBRU NEDİR?
Kâğıt süsleme sanatlarının en önemlilerinden biri... Bütün
Osmanlı sanatlarında olduğu gibi usta-çırak usulü ile öğrenilen ve
sanatçının iradesi dışında birçok değişkenden etkilenen bir sanattır.
Bazı kaynaklar ebrunun, yüz suyu anlamına gelen "ab-ı ru" sözcüğünden,
bazı kaynaklar ise Orta Asya dillerinden Çağatayca'da hareli görünüm,
damarlı kumaş ya da kağıt anlamına gelen "ebre"den geldiğini söylese de
en yaygın kanı, kelimenin kökeninin Farsça; bulutumsu, bulut gibi
anlamına gelen "ebri" den gelmekte olduğudur.Batıda ise mermer
üstündeki damarları andırdığı için ''mermeri andıran kağıt'' anlamına
gelen sözcükler kullanılmaktadır. Her ne şekilde isimlendirilse
isimlendirilsin insanlara da isim olan ebru, gizemli bir ahenk
taşıyor.Zorlu ve emek isteyen bir sanat olan ebru, geri dönüşü olmayan,
tekrarı olmayan, çok değişkenli bir sanattır.Birçok eski eserde süsleme
amacıyla kullanılan ebru, geleneksel el sanatlarımızdan olmasına rağmen
yakın zamana kadar unutulma tehlikesi ile karşı karşıyaydı. Dünya
çapında çeşitli milletler tarafından sahiplenmeye başlanmış, bazı
ülkelerde ebru yapımı sırasında kullanılan malzemeleri üreten firmalar
boy göstermişti. Ebru sanatında son devrin piri merhum Mustafa
Düzgünman gerek yetiştirdiği öğrencilerle gerek bu sanata kazandırdığı
anlayışla manevi hazinelerimizden birinin payidar kalmasında büyük rol
oynamıştır.
EBRU NASIL YAPILIR?
Ebru yapımına başlamadan önce seçilecek kağıdın ölçüsüne uygun
büyüklükte bir tekne alınır, tekne kitreli su ile doldurulur.Ebru
teknesi basitçe alüminyum bir baklava tepsisi gibidir, ve ya çam
tahtasından çinko yada galvanizden hazırlanabilir.b Boyutları istenen
boyda ve 5-6 cm derinliğinde olabilir. Kitre, bir bitkinin özü olup
baharatçılarda (aktarlarda) satılır. Sinme bir avuç veya tepeleme iki
çorba kaşığı kitre iki litre kadar su içinde 2, 3 veya 4 gün
bekletilerek kitrenin su içinde iyice şişmesi sağlanır. Şişen kitre su
içinde el ile yoğrulur ve suya karışması sağlanır. Kitreli su boza
kıvamında veya az seyreği olmalıdır. Hazırlanan sıvı ince bir tülbent
ile süzülerek temizlenir. Son haliyle tekneye yavaşça (köpürtmeden)
boşaltılır.Değişik renklerde toprak boyalar ayrı ayrı iki cam yüzey
(veya seramik, krom) arasında iyice ezilir. Ezilme esnasında hafif su
katılır. Ezilme sonrasında meydana gelen çamur benzeri boyaya sığır ödü
katılarak 15 gün veya bir ay kadar bekletilir. Boyanın öd asidiyle
pişmesi sağlanır. Beklemeden sonra mamul sulandırılarak kullanılır.
Boya açılmıyorsa öd katılır. Rengi açmak için su kullanılır.Bir ebru
bir defa yapılabilir.Hazırlanan boyalar fırça veya metal çubuk
yardımıyla daha önce hazırlanmış olan kitreli suyun üst yüzeyine
damlatılır.Boyaların açılmasını ve şekillerin yuvarlaklığını kesin
olarak bilemeyiz. Ancak fikir sahibi oluruz. Yaptığımız ebrunun tam
olarak nasıl olacağını değil neye benzeyeceğini bilebiliriz. Bu yüzden
iki defa aynı ebruyu yapmak imkansızdır.Kağıt tekneye serilir, kağıtla
su arasında hava kalmamasına dikkat edilerek, iş tamamlanır.Eğer boşluk
kalmışsa toplu iğneyle boşluk alınır.Kağıt düzgünce tekne üzerine
bırakılır, görüntünün kağıda işlemesi sağlanır. Kağıt temiz bir ortamda
kurumaya bırakılır.Su yüzeyinde meydana gelen şekiller, teknik
gereksinme sonucu daha çok soyut olarak gelişir. Bu düzenlemeden sonra
seçilen kağıt su yüzeyine yatırılır. Birkaç saniye sonra kaldırılır ve
kitreli suyu süzülünceye kadar iki ucundan asılır.Kurutulan ebru Mühre
denilen aletle düzeltildikten sonra kullanıma hazırdır.Bu ebrû
tekniğinde sanatçı, boyaların kitreli su üzerindeki dağılışına
yeterince hakim olamaz. Bu yüzden bir takım klasik ebrû tipleri
oluşmuştur.Bunlar taraklı ebru, battal ebru, Necmeddin ebrusu, kumlu
ebru, bülbül yuvası, somaki ebru, şal ebrusu gibi.



