Özcan Bey, sizin mesgul olduğunuz sanat dalı bildiklerimizden daha farklı... Bize tam olarak ne yaptığınızdan söz eder misiniz?
Değerli, yarı değerli taşları (mineralleri) (yakut,safir,zümrüt,elmas,..) doğal şekliyle temin edip, kesip şekil vermek ve işlemek. Tasarımlara uygun taşları seçmek ve onları en estetik şekilde yerleştirmek, taşla takıyı bütünleştirmek. Ve bunları yaparken de olabildiğince ruh katmak.
8 yaşından bu yana bu işle meşgulsunuz. Nasıl başladınız?
Babam Metin Saygın tarafından 1968 senesinde kurulan Tabii ve Sentetik Taş Sanayii Şirketinde ağabeyim Özkan Saygın ile beraber yaz tatillerinde çırak olarak bu işe başladık.

Değerli ve yarı değerli taşların işlerine tarihi eserleri nakşetmek çok zorlu bir iş olmalı. Bunun için çok farklı aletler kullanıyor olmalısınız.
İnce ve detaylı çalışma gerektirdiği için bir takım delici, kesici, elmas uçlu aparatlar kullanıyorum.
Eserlerinizi sergiliyor musunuz? Nerelerde sergileniyor?
Eserlerimi işyerimde, internette, zaman zaman da yurtdışında ve yurtiçinde yapılan sergilerde görmek mümkün.

Eserlerinizin alıcıları genellikle hangi kesimden? genel¸ müşterileriniz var mı? Yoksa büyük firmalarla mı çalışıyorsunuz?
Her kesimden müşterilerimiz var. Büyük firmalarla da sipariş üzerine çalışıyorum. Ayrıca moda tasarımcılarıyla da yaptığım çalışmalar oluyor.

Yurt dışından sizin yaptığınız eserlere ilgi var mı?
Sanata bakış açıları daha gelişmiş olduğundan, estetik değerleri daha iyi bildiklerinden, sanata ve sanatçıya hakkettiği değeri verdiklerinden dolayı yurtdışından daha çok ilgi görüyorum. Umuyorum ki birgün Türkiye de aynı seviyeye gelecek.
Bir yüzük tasarlamak ne kadar zamanınızı alıyor?
Her bir parçanın kendine ait bir hikayesi var. Tasarım ve yapım aşaması grup çalışması olduğu için bunu bir zamanla kısıtlamak doğru değil.

Sizin yoğun da bir iş geçmişiniz var. Biraz söz eder misiniz?
Kendi işim olan mücevher dışında moda ve endüstriyel tasarımcılarla da çalıştım ve çalışmaya da devam ediyorum. Bu, benim çalışma alanımda beni geliştiriyor ve ufkumu daha da açıyor.
Kanal D’de yayınlanan ‘Haziran Gecesi’ adlı dizide sanatsal danışmanlık da yapmışsınız. Bu süreçten söz eder misiniz?
Uzun yıllardır bu işin içinde olduğum için böyle bir teklif geldi, bende diziye lojistik ve sanatsal danışmanlık yaptım.

2007 yılında İstanbul’da düzenlenen ‘International Bead and Beadwork’ konferansına da katılmışszınız. Bahsi geçen konferans nasıl bir konferanstır?
Tasarım dünyasındaki önemi nedir?
Konferans; boncuk, cam sanatı, taş işçiliği ve bunları işin uzmanından duyarak, görerek sevdirmeyi amaçlayan bir etkinlikti. Tasarım dünyasındaki önemi ise şöyle; tasarımcının kullandığı hazır malzemelerin dışında hayallerindeki tasarımı yaptırabilecekleri ustaların oldugunu görmek ve bu malzemeleri de temin edebilicek olmalarıdır. Ayrıca bu işi öğrenmek isteyenlere nerede, nasıl kurslar olduğu ve ilgili bölümlerin hangi üniversitelerde olduğu yönünde bilgilendirilmesi açısından da önemi vardır.
Üniversitelerde Takı Tasarımı ve Süs Taşı İşlemeciliği Bölümleriyle iş birliği içinde olduğunuzu ve deneyimlerinizi genç öğrencilere aktardığınızı öğrendik. Bu fikir nasıl doğdu?
Dönem dönem atölyeme staja gelen öğrencilerin yoğun istekleri üzerine böyle bir fikir geldi aklıma. Bunun üzerine ilgili üniversitelerle iletişime geçip bu fikri geliştirdik.

Atölyenizde kurs da veriyor musunuz?
İş birliği yaptığım üniversitelerdeki hocaların da desteğiyle kurs veriyorum. Kursun sonunda da öğrencilere MEB onaylı sertifika vererek onların meslek sahibi olmalarını sağlıyorum.Ayrıca isteyenlere gerekli aletleri sağlayıp atölye kurmalarına da yardım ediyorum.
Takı söz konusu olduğunda tasarım her şey demek midir?
Tabii ki herşey demek değildir. İş sadece tasarımla bitmiyor. Tasarım yapan kişi maden, taş gibi takıyı ortaya çıkartabilecek bütün detayları çok iyi bilmesi gerekmektedir.Taşların özelliklerini bilmeden yapılan tasarımın başarısız olma yüzdesi çok yüksek.Her taşın kendine özgü bir sertliği ve dayanıklılığı vardır.Opal gibi bazı taşlar dayanıksızdır. Kolay hasar görür. Tasarımcı opalin bu özelliğini bilmediği zaman, yaptığı tasarımda taşı çıplak kalacak şekilde kullanırsa, opalin de tasarımın da ömrü çok kısa olur.

Takı Tasarımı okuyan öğrencilerin taşlar hakkında yeterince bilgileri olduklarını sanmıyoruz. Peki böyle bir durumda ortaya ne derece sağlıklı eserler çıkabilir? Bir taş ustasının yanında belli bir eğitim sürecinden geçmeleri gerekmez mi?
Genelde öğrenciler taşlar hakkında teorik olarak bilgi sahibi oluyorlar. Benim fikrimce pratik yapmaları, bir ustanın yanında belli bir eğitim sürecinden geçmeleri gerekir. Bu eğitim sonunda, belli bir bilince ulaşacağı için ortaya çıkacak eserler tabii ki daha sağlıklı olacaktır.
Ülkemizde hangi değerli taşlar bulunuyor?
Türkiye’de bir çok değerli ve yarı değerli taşlar çıkmaktadır. Ama bunların çıkartılması yüksek maliyetlere neden olmaktadır. Maalesef sadece yüzeysel aramalar sonucu taş bulunabiliyor. Türkiye’de ençok kalsedon bulunmaktadır. Necef, ametist, opal, turmalin de ülkemizde bulunan diğer madenlerdir. Ayrıca Eskişehir’den de zümrüt çıkarılmaktadır.
Röportaj : Mustafa Büyüksipahi-Kamer Batıoğlu (Black White )
Yasal Uyarı : Bu sayfadaki tüm yazı ve görseller, www.bisanat.com.tr ve eser sahibine ait olup , kısmen veya tamamen izinsiz olarak alınması, kopyalanması ve kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre suç teşkil etmektedir.