Niko Guido
kimdir, kullanmakta olduğunuz isim nereden kaynaklanmaktadır ? Türk
olduğunuz halde neden yabancı bir isim kullanıyorsunuz? Bunun size bir
getirisi varmı?
Bir dönem Fransızca rehberlik yaptım. Turistler adımı telaffuz etmekte zorlanıyordu. Bir gün turistin biri bana Niko ismini taktı. Ondan sonra pratik olması açısından rehber olarak Niko
ismi kullanmaya başladım. Nü fotoğraf çekip bu fotoğrafları bir sitede
paylaşmaya karar verdiğimde, beni ilerde nelerin beklediğini
bilmediğimden kendi adımı kullanmamayı seçtim. Niko Guido adıyla başladım. Guido İtalyanca rehber demek. Bu isim çok tutuldu. Ben de bu isimle devam ettim. Niko Guido
olmanın bazı avantajları oldu. Ülkemizde yabancılara gösterilen
hoşgörüden ben de nasibimi aldım galiba. Ayrıca yurt dışı temaslarımda
da pratiklik açısından kolaylık oldu. Tabi ben bu ismi kullanmaya
başladığımda bunları hesaplamamıştım. Fakat son dönemlerde bu ismin bir
dezavantajını yaşamaya başladım. Niko Guido’nun asıl ismim olmadığını, fotoğrafçı kimliğim için kullandığımı öğrenen bazı fotoğraf severler hayal kırıklığına uğruyorlar. Niko Guido’yu öyle benimsemişler ki, “Nasıl yani, senin asıl ismin Niko değil mi? Olmaz öyle şey!” diyorlar.
Fotoğrafa merakınız
turizm sektöründe çalışmanızlamı başladı, yoksa zaten ilgilendiğiniz
bir hobiydi bu şekilde dahada mı geliştirdiniz kendinizi?
Fotoğrafa
ilgim hep oldu. Fakat ciddi anlamda fotoğrafa ayıracak zamanım hiç
olmamıştı. Kırk yaşından sonra ise fotoğraf, en çok zaman ayırdığım
uğraş haline geldi.
Fotoğrafçılık alanındaki tarzınız ve bu alandaki kariyeriniz hakkında bize neler söyleyebilirsiniz?
Tarzımın
sanatsal nü olduğunu düşünüyorum. Nü fotoğrafta doğanın ve çevrenin
fotoğrafa katkısını seviyorum. Hatta bazı fotoğraflarımda çevre modelin
önüne geçer. Aslında nü fotoğrafta beklenen tercih siyah beyazdır. Ama
benim fotoğraflarımı siyah beyaza çevirdiğinizde birçoğunun
özelliklerini yitirdiklerini görürsünüz.
Ben fotoğrafta hep
heyecanın peşinden koştum. İlk başlarda stüdyoda çektiğim
fotoğraflardan büyük keyif aldım. Sonrasında dış mekanda çektiğim nü
fotoğraflar bana daha çok heyecan ve keyif verdi. Şimdi de “Çevre için
çıplak hareket” kapsamında çektiğim fotoğraflar beni heyecanlandırıyor.
Fotoğrafta ulaşmak istediğim belli bir hedef yok. Önemli olan fotoğraf
çekerken hissettiklerim.
Erotik /nü fotograf
denince akla ilk gelen çıplaklık oluyor ve bazende pornografi. Erotik
fotografla pornografik fotograf arasındaki bu ince bir çizgyi nasıl
dengeliyorsunuz?
Bu kelimelerin sözlük anlamlarını fazla
dikkate almadan, benim için ne ifade ettiklerini açıklamaya çalışayım.
Bu kavramların anlamları kişiden kişiye değişiklik gösterebileceği için
evrensel bir saptama yapmak çok doğru olmayabilir. Bence fotoğrafta bu
terimler arasındaki farkı ortaya koyan en önemli unsur ışıktır. Aynı
poz farklı ışıklarda nü ve erotizm arasında gezinebilir. Hatta,
pornografik bir fotoğraf bile, doğru ışıkta artistik nü kategorisine
girebilir. Aslında burada önemli olan, fotoğrafı çekenin ne vermek
istediğidir. Çünkü nü fotoğrafta izleyicilerin düşünceleri çok
değişkenlik gösterir. Bazıları, tamamiyle çıplak bir modelin
fotoğrafına sanatsal gözle bakarken, bazıları ayak parmağında erotizm
arayabilirler.
Ben çalışmalarımı her hangi bir kategoriye
sıkıştırmayı pek sevmiyorum. Artistik nü olarak algılanan fotoğraflarım
da var, erotik olanları da. Şunu biliyorum ki, ben hiç bir fotoğrafımı,
tahrik etme amacıyla çekmedim. Fotoğraflarımı çekerken, bakan ne
düşünür kaygısını yaşamadım. O an ne hissettiysem, içimden nasıl
geldiyse öyle çektim.
Basında oldukça yeralmış bir
fotoğrafçısınız, bunun size getirdiği bir külfet var mı? herkes
tarafından bilinen iyi bir fotoğrafçı olma sorumluluğu çektiğiniz
fotoğrafalara nasıl yansıyor?
Basında yer almanın herhangi bir negatif etkisini görmedim.
İzlenen
bir fotoğrafçı olmak ise çektiğim fotoğraflar konusunda bir fark
yaratmıyor fakat paylaştığım fotoğraflar konusunda daha dikkatli ve
seçici olmama sebep oluyor.
Sanırım profesyonel
modellerle çalışıyorsunuz. Model seçiminizi etkileyen kriterler
nelerdir, yani çekeceğiniz fotoğrafa göre mi seçiyorsunuz modelleri
yoksa, modele göre mi kurgulayıp çekim yapıyorsunuz?
Model
konusunda çok fazla bir alternatife sahip olmadığımızdan çekeceğimiz
fotoğrafa göre model seçme şansımız pek yok. Modele göre de kurgu
yapmıyorum. Açıkçası, çekmek istediğim kareleri planlıyorum ve o anda
hangi modelim müsaitse onunla çalışıyorum.
Başarılı bir fotoğrafçı
olarak sizi örnek alan birçok foroğrafçı var peki sizin örnek aldığınız
bir fotografçı yada fotoğrafçılar var mı?Helmut Newton, David Hamilton, Jan Saudek, Bruno Bisang, Andreas Bitesnich,
Guido Argentini, Çerkes Karadağ ve başladığım dönemlerde desteğini esirgemeyen sevgili Bülent Erol Ağabey.
Çekim öncesi yaptığınız ön hazırlıklar nelerdir? Ve çekim sırasında herhangi bir yardımcıya ihtiyaç duyuyormusunuz ?
Çekim
öncesi modelle görüşme yaparım. Çekmek istediğim fotoğraflar konusunda
bilgi veririm. Dış mekanda çekim yapacaksam, önce mekana gider modelsiz
veya giyinik halde modelli çekimler yaparım. Bütün bunlar çekime daha
iyi konsantre olmamı sağlar.
Genellikle tek başıma çalışmayı
seviyorum. Tabi artıları ve eksileri oluyor. Fotoğraf çekimi benim için
bir meditasyon. Kendimden geçiyorum. Heyecanın doruklarına ulaşıyorum.
Çekimi bir ekiple gerçekleştirmek olayı profesyonelleştiriyor. Bu da
benim konsantrasyonumu etkiliyor. Aynı enerjiyi bulamayabiliyorum.
Modelde de bunu hissediyorum. Ama ekiple çalışmanın da ciddi
avantajları var tabi ki. Dış çekimlerde ekipten birisi gözcülük yapınca
sizin işiniz kolaylaşıyor. Ayrıca reflektörü veya flaşı daha etkin
kullanma şansınız oluyor. Sizin gözünüzden kaçanları ekipten birisi
görüp sizi uyarabiliyor.
Stüdyo ve dış mekan çekimleriniz var, dış mekan çekimlerinde ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
İç
mekanda ışığa tamamiyle hakimdirsiniz, ayrıca model iç mekanda kendini
daha huzurlu ve rahat hisseder. Görünme tehlikesi yoktur, soğuktan
üşümez, başına güneş geçmez. Güneşi kaçırma sıkıntınız yoktur, hava
kararmaz, bulut gelmez. Maddi açıdan da genellikle daha uygun olur.
Ama, kendim için söylüyorum, sürekli stüdyoda çekim yapmak istemezdim.
Çünkü daralırım, sıkılırım. Doğaya çıkmak isterim. Kuşların modelime
eşlik etmesi beni mutlu eder, heyecanlandırır. Sürekli iç mekana
konsantre olmak zordur. Sonunda tıkanabilirsiniz. Yenilik
üretemeyebilirsiniz. Kendinizi tekrara başlarsınız. Dış mekanda
çalışmak daha fazla enerji ister. Modeli sürekli motive etmeniz
gerekir. Çünkü model tedirgindir, her an bir yerlerden birileri
çıkabilir. Bazen kendini fotoğrafa veremez. Aynı zamanda çevreyi
kontrol edersiniz.
Son olarak Türkiye'de Fotoğrafçı olmak" diye başlayan bir cümlenin devamını getirmenizi istesek neler söylersiniz?
Türkiye’de
nü fotoğraf sanatçısı olmak diyelim, pek kolay değil. En önemli sorun
başlangıçta model bulmak. Gerçi şimdi bu konuda pek sorun yaşamıyorum
ama başlarda hiç kolay olmadı. İkincisi ise sergi salonu bulma
konusunda yaşanan sıkıntılar. Son olarak da, dış mekanda nü çekmek
Türkiye’de biraz daha riskli olabiliyor.
Bu kadar dezavantajın
yanında çok önemli bir avantaj var ki, o da Türkiye’de nü fotoğraf
konusunda yapılan çalışmalar çok sınırlı. Dolayısıyla iyi çalışmalar
hemen dikkat çekiyor ve takdir topluyor.
Röportaj : Yasemin Tangören, ilker Kavruk
Yasal Uyarı :
Bu sayfadaki tüm yazı ve görseller, www.bisanat.com.tr ve eser sahibine
ait olup , kısmen veya tamamen izinsiz olarak alınması, kopyalanması ve
kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre suç
teşkil etmektedir.