Grafik Tasarım Mezunusunuz fotoğrafa
yönelmenizde bunun etkisi nedir? şöyle ki bir heves yada hobi mi? Yoksa
işinizin bir parçası mı?
Aslında çok eskilerden, belki
piyano dersleri gibi klişe bir söz olacak ama “hatta çocukluğumdan beri
süregelen bir istekti bu”…Elbette okuduğum bölümün bana kattığı estetik
anlayış etkisiyle fotoğrafa yöneldiğim kesin… Fakat okulumuzda
gördüğümüz fotoğraf derslerinin çok fazla katkısı olmadı, Daha sonra
aldığım bir dizi seminer ve derslerle eksiklerimi tamamladım. Bu
derslerden hemen sonra çekime başlamadım tabi. Aradan geçen uzun bir
sure sonra yaptığım uygulamalarla kendi kendimi geliştirdim. Bir hobi
gibi başlayan fotoğraf bir süre sonra insanların talebiyle de benim
dışımda gelişen ciddi bir işe dönüşmeye başladı.
Stüdyodan
ziyade dışarı çekimleri görüyoruz fotoğraflarınızda, bu özel bir tercih
mi_? Ve dışarıda çekim yapmanın zorlukları nelerdir?
Açıkçası
fotoğrafa hobi olarak başladığım için önceleri dış mekanları tercih
ediyordum ve bu işime de geliyordu. Zaman içersinde stüdyo ihtiyaç
olmaya başladı, Şu an yapım aşamasında olan ve kısa sürede tamamlanacak
bir stüdyo hazırlığı içersindeyiz ve bunun için oldukça heyecanlıyız…
Stüdyomuz bittikten ve bizler çekime başladıktan sonra bile eminim yine
de tercihim dış mekan olcaktır : çünkü, dış mekanın heyecanı ve
güzelliği bana gore bambaşka…
Stüdyoda genelde sadece ışık
oyunları yapılırken, dış mekanda çeşitlilik çok fazla ve hareket var,
Dış mekanda çalışmak son derece zevkli bi kere. Zevkli olan yanı ise
zorluğu yani zoru başarmak… Hatırlıyorum da şimdi… İlk üye olduğum
sitede biriyle bir tartışmamız bile olmuştu bu konuda… Doğa
fotoğrafçısı olan kendileri, “…Bilmem kaç kilometre yol gidiyoruz,
gerekise orada kalıyoruz,benzin ve konaklama masrafları cabası ,bilmem
kaç kare fotoğraf çektikten sonra içlerinden ancak 2-3 tanesini
kullanabiliyoruz. Çünkü hava şartları ve ışık çekim yaptığınız zamanla
örtmüşmeyebiliyor. Yani sizin fotoğrafınızda yaptığınız gibi şuraya
bulutlu bir gökyüzü şuraya bir sandal şuraya da bir ağaç koyup
çekilmiyor bu fotoğraflar…” demişti. Okuyunca çok gülmüştüm… Nedeni ise
onların yaptığı tüm bu hazırlıkların yanı sıra benim dünya kadar
ilavelerimin oluşuydu . Örneğin, çekim yapılcak mekanı gidip önceden en
az bir kez görmek, kurguyu kafada oturtmak, bir, iki hafta öncesinden
kostüm ayarlamak, giyilecek kostümlerin renk ayarlamasını mekana gore
tasarlamak, düşünülen konsept dahilinde gerekli eksikleri temin etmek,
Sponsor kuaförle bir gün öncesinden saçı, makyajı konuşmak… Bazense
düşünülen konsepte uygun kıyafet bulamadığında gerektiğinde kostümü
dikmek. Model temini ve modelin yüzüne giden konsepti tasarlamaksa
başka bir mesele, her modele her ifade ya da konsept gitmiyor.
Genelde
belirli saatler arasında çalışabiliyoruz. Işığın tepede olduğu
saatlerde oturup beklemek zorundayız. Bazense o ışığa razı olup ve tüm
çekimi o gün oracıkta bitirmek durumunda kalabiliyoruz.
Kaldıki tüm
bunları sadece benim yapmamsa işin en zevkli yanı… Çünkü ben işin
mutfağına bayılırım, sonunda bunları ben yaptım demek en güzel şey
bence…
Fotoğraflanızın genelinde bir rengarenklik, pozitif bir hava var neden siyah beyaz değil?Çalışmalarımdaki
renklilik sanırım benim mizacım ve ruh haliyetimle ilgili… Kişiliğimi
yansıttığımı düşünüyorum artık ben. Böyle çalışmayı seviyorum, bunu
sepia ya da siyah beyaz çalışacağım dediğim çok fotoğrafımı yine
farkında olmadan renkleriyle oynayıp sitelere renkli yüklediğimi
biliyorum. Elimde değil galiba bu, renkleri, renkli giyinmeyi, renkli
dekorları çok seviyorum. Renkleri seviyorum ben… Evim bile rengarenk.
Beğenilen ve mutlaka örnek alınan bir fotoğrafçısınız peki sizin örnek aldığınız yada etkilendiğiniz bir fotografçı var mı ? Öncelikle
teşekkür ederim. Bunu duymak çok hoş. Örnek aldığım fotoğrafçı olmaz mı
her fotoğrafçı arkadaşım gibi benim de örnek aldığım pek çok usta var.
Ama bunlardan biri var ki onu tek geçerim. Manuel Libres Librodo… Öyle
ki hemen hemen hergün onun sitesine girer bir müzik ve onun
fotoğraflarını açar saatlerce bakarım. Hatta bunu burdan itiraf etmek
zor geldi şimdi ama ağlarım. Evet onun fotoğrafları önünde nedense
kendimi tutamıyor ve ağlıyorum. Onun sanatı karşısında dilim tutuluyor
ve bir sure konuşamıyorum. Sadece donup kalıyorum… Kadraj, kostüm,
ışık, makyaj ve görsel anlatım biçimi, yaklaşımı herşeyiyle dört
dörtlük bir sanatçı…
Genelde
moda çekimleri yapmışsınız, kıyafet artı çeşitli aksesuvarlarla
süslemişsiniz nasıl bir ön hazırlık yapıyorsunuz, kombinasyonlar size
mi ait yoksa olanımı değerlendiriyorsunuz?Bunun cevabını
farkında olmadan önceki soruların birinde vermişim. Tüm bunlara
ilaveten kombinasyonlarda kardeşlerimle (ki onlarda fotoğraf çekiyorlar
ve aynı zamanda modellerim) fikir alışverişinde bulunuyoruz. Ortaya
daha güzel şeyler çıkıyor.
Dijital müdahaleyle aranız nasıldır? Sizce fotoğrafın dokusunumu bozuyor yoksa olmaz sa olmaz mı ?
Bir
grafikere sorulur mu ? Dijital müdahalerle aram süper . Çok severim ve
gerekli de görürüm. Öyle ki bazen kostümü bile ortama uydurduğumu
biliyorum . Dijital ortamda yaşadığımız şu günlerde, dijital bir
makinayla çekim yapıp, dijital müdahalede bulunmamak bana gore çok
saçma. Yani sitelerde bazı üyeler var ısrarla çektikleri gibi vermekten
yanalar fotoğraflarını, tabi buda izlenme oranlarındaki düşüklüğün
başlıca nedenlerinden sadece bir tanesiymiş gibi geliyor bana. Bence
dijital müdahale özellikle dijital fotoğrafın olmazsa olmazlarındandır.
Fotoğrafçılık alanındaki tarzınız ve bu alandaki kariyeriniz hakkında bize neler söyleyebilirsiniz?Kariyer
yaptığımı düşünmüyorum… Daha çok fırın ekmek yemesi gerektiğini
düşünenlerdenim kendim için A ama tarz… Evet bir tarzım oluştu ve
oturdu ister istemez. Farkında olmadan yönlendirmişim kendimi şimdi
bunu daha iyi anlıyorum. Bir itiraf… Şayet bir gün ölürsem ailemden,
sitelerdeki tüm fotoğraflarımı silmelerini istedim. Kişi öldükten sonra
hala başarılarıyla anılıyorsa kalıcılık bu olsa gerek. Kariyerim için
şimdilik bir şey söyleyemem ama kalıcılığım için, “umarım bu alanda
kalıcı olabilirim” diye temenni ediyorum., “Bir
Kevser Demirkıran vardı, şöyle güzel fotoğraf çekerdi” denmesi kişi için ne kadar güzeldir, öyle değil mi…
Gerçekleştirdiğiniz ve gerçekleştirmek istediğiniz fotoğraf projelerinizden bahseder misiniz?
Tam
olarak gerçekleştirdiğim bir proje henüz yok. Evet bazı teklifler
geliyor ve değerlendiriyorum mesela bunlardan biri İstanbul Street
Style’ın hazırladığı ve benim katılamadığım Ghetto’da tanıtım amaçlı
bir slayt şov yapıldı.
Trabzonda yaşıyorum ben… Şehirde moda
fotoğrafında tek oluşum itibariyle bireysel sergi teklifleri geliyor
ama işlerimin yoğunluğu nedeniyle bu gibi tekliflere açık olamıyorum.
Açıkçası sergileri çok da kendi tarzıma yakın bulmuyorum, çünkü sonuçta
moda fotoğrafı çekiyorum, öyle değil mi ? Bazen karma sergilere bir iki
çalışmamı gönderiyorum, o kadar. Ama belki ilerde yine bir barda
tanıtım şovu gibi bir şeyler düşünebilirim.
Daha çok Trabzon’un
reklamını yapma ve şehrim için üretme derdindeyim ben. Kısa vadede
şehrimizin tarihi yerlerinin tanıtımını da amaçlayan bir moda çekimi
projem var. Umarım başarıyla tamamlayabilirim. Şehrimizin tanıtımına
bir katkım olursa çok mutlu olurum.
Bu güzel röportaj ve kendimi anlatabilme fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Sevgiler…
Röportaj : Yasemin Tangören
Yasal Uyarı :
Bu sayfadaki tüm yazı ve görseller, www.bisanat.com.tr ve eser sahibine
ait olup , kısmen veya tamamen izinsiz olarak alınması, kopyalanması ve
kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre suç
teşkil etmektedir.